Oslo, 31. august Eleştiri
merhaba blog.. herkes gider, sen kalırsın.. iyi ki varsın.. hep var ol.. geçmiş yazılara baktığımda çiğliklerimi ve hatalarımı yüzüme vur.. utanmamı sağla.. gözyaşlarımı hatırlat, şükretmemi sağla.. gerçekleşmeyen hayalleri hatırlat, küfretmemi sağla.. zembereğimin hep boşta kalmasını sağla.. anı biriktir.. ölünce lazım olacak bir avuç kişiye.. hoşbuldum..
güzel film.. güzel olmasından ziyade, vurucu.. burjuvaların kafa siken varoluşsal sorunları veya fakirlerin yaşam mücadelelerin ajite edilmesi gibi kulak tırmalayan, göz yoran, insana dudak büktüren sığlıklar barındırmıyor.. günümüz dünyasında insanlar için en temel amacın kendini bir şekilde kurtarmak olduğu gerçeğine eğiliyor.. kendilerini kurtaranlar mutlu mesut ve korunaklı yaşamlarını her türlü 'tehlike'den koruyarak sürdürmeye devam ediyorlar.. kurtaramayanlar ise hiçbir şekilde kurtaranların yaşamında kendilerine yer bulamıyor.. ne dost ortamlarına, ne de istedikleri işe girebiliyorlar.. yetmiyor, bir de önyargıların kurbanı oluyorlar.. hatasız kul olmaz düsturu onlar açısından kesinlikle kapsayıcılıktan uzak bırakılıyor.. tokat yemeye götü yiyenler izlesin; muhakkak beğenecekler.. sırça köşklerinde darbesiz, acısız, zorluktan uzak yaşamaya çalışanlar ise elbette ki bu yazıdan sonra hiç bulaşmayacaklar bu filme..
Yorumlar
Yorum Gönder